30 Eylül 2012 Pazar

Varlık..Yokluk...


        Sanki sadece kalp kırmak için girmiş hayatımıza bazı insanlar… İlk başta da en sevdiklerin gelir tabii, Önceliği hiçbir zaman kaptırmazlar kimseye zaten! Gecenin sessizliğinde nasılda mutsuzluk çığlıkları olur içimizde… Bağırsan kulaklarını sağır edecek, sussan yüreğini kör…

  Bir insanın gözleri bu kadar bakarken, nasılda görmez? Kalbi yanı başındayken nasılda hissetmez ruhunu karşısındakinin? Varken bile nasıl bu kadar yok olabilir insan, yokken bile var olabilenler varken...Varken yok olabilmek nasılda büyük bir meziyet bazıları için... 

29 Mayıs 2012 Salı

Keşkeler..

  Hepimizin hayatının en orta yerinde sessiz sedasız bekler o lanet olasıca kelime..
Bazen pat diye,bazen de sinsize sızar kalbine..içini oyar,yaralarını kanatır..
Farkında olmadan sıralamaya başlar insan keşke.. keşke... diye..
 
  Kendine kızarsın en çok,söylenir, küfür edersin,ağlarsın bile belki..
Ama anlarsın sonra, aslında yanılgılarının seni nasıl şekillendirdiğini,
hatalarının seni sen yaptığını..her hatadan sonra önce "keşke",
sonra da "iyi ki" dediğini hatırlar gülümsersin kendine..

   Nasıl hızlıca seni kanattıysa keşkelerin,hızlıca sarar yaralarını yine iyikilerle..
Gözyaşlarını yine kendin silersin herzaman yaptığın gibi.. Tekbaşına...


23 Mayıs 2012 Çarşamba

Bazı anlar..

Bazı anlar vardır deli gibi hayalini kurarsın gece gündüz.. tüm hayatın olur ..
her nefes alışında,her adımında büyütür,beslersin o hayali..
nasıl içinde nasıl da seninledir artık.. başka hiçbirşey görmez gözün,
kulağın hiçbirşey dıuymaz o anın fısıltısından başka..

Ve oan gelir sonunda.. sonuna kadar yaşamak,doymak istersin ama olmaz..
birden bire donup kalır herşey,sanki hiç hayalini kurmamışsın,
günlerce gecelerce o anı beklememişsin gibi ne yapacağını bilemezsin..
mala bağlarsın resmen.. Afallarsın.. kısacıktır,yaşanır biter...
Ama sen hiçbirşey anlamazsın,anlayamazsın..
Bitti işte,yaşadım ama farketmedim dersin..
Bilemezsin belkide bitmeden başlamayacağını bazı şeylerin..

15 Mayıs 2012 Salı

Sessiz,sinsi tuhaf bir hüzün..


  Sessiz,sinsi tuhaf bir hüzün var içimde.. Aniden su yüzüne çıkıp allak bullak eden ve yine aynı hızla kaybolan.. Anormailliğimi yüzüme vururken sen asla normal olamazsın diyen!

  Şikayetçi miyim bundan? Hayır değilim.. anormalliğimi seviyorum.. bana tek zararı detayları düşündürerek zaman zaman,hatta çoğu zaman beni paranoyaklaştırması..
Panikleyip elimi ayağıma dolaşmasına imkan vermesi.. Ne kadar soğukkanlı olduğumu düşünsemde böyle zamanlarda tüm kontrolü kaybediyorum,toparlamak zor oluyor..kendimi ve hayatımı..

   Bu yaşadığım hayat benim değil sanki bazen.. hayallerime hiç uymuyor,öyle ters, öyle zıt ki istediğim yaşama.. seyirci kalayım diyorum olmuyor, oyuna dahil olayım diyorum olmuyor!  beceremiyorum.. bocalıyorum..debeleniyorum!

8 Mayıs 2012 Salı

sadece zaman..

İhtiyacım olan tek şey zaman..

unutmak ve unutturmak için..

yeniden umutlanmak ve kendime sarılabilmek için..

24 Nisan 2012 Salı

help pleaseeeee

Saat ayarını yapamadım bir türlü :(( acemilik zor iş..

şuan saat 09:36 ama postu gönderme saatim çok farklı çıkacak şimdi..23:30 gibi !!!

bilen varsa yardımcı olabilir mi bana lütfeennnn :)) şimdiden teşekkürler..

23 Nisan 2012 Pazartesi

ÖZÜR DİLEMEK BU KADAR ZOR MU?

  İnsanlar en çok çok sevdiklerini üzermiş.. Ne kadar sadistçe,ne kadar bencilce bir şey.. 
Tam tersi olmalı halbuki,çok sevdiklerine karşı daha duyarlı olmalı insan, nasıl olsa beni seviyor diyerek her türlü kabalığı yapmayı kendine hak görmemeli..

   Ama çoğumuzun çok sık yaşadığı bir durum bu.. Bir özür bile dilemeden,hiçbir şey yokmuş,sanki kalbini kıran o değilmiş gibi davranarak kendince ortamı yumuşatmaya çalışmak ne pislik,ne boktan bir gönül alma şekli!

  Beni bu kadar keyifsiz ve durgun hissettiren yaşadığım hayal kırıklıkları belki de.. 
"Kendime acıyor muyum yoksa?" Hayır bu yapacağım en salakça şey olur,yapmamalıyım!
Olmuyor işte,herkesin sabrı bir yere kadar,bir noktadan sonra bazı yükler taşınmıyor,sürükledikçe ağırlaşıyor,ağırlaştıkça yavaşlatıyor hayatımızı.. Sürüklememek parçalandığı yerde bırakmak mı gerekiyor acaba?Ama ya bu vazgeçiş sürüklemekten daha fazla yakarsa canımı? O zaman daha mutsuz olmaz mıyım? Hay amk ya! 

KENDİMLE KAVGALIYIM..

Çok kızgınım kendime bu aralar.. Her konuda eksik,her konuda yarım kalmış gibiyim.. 

Yapmak istediğim tonla şey var ama bunları gerçekleştirmek için bir gram istek yok bende..

Anlamsız bir miskinlik ve uyuşukluk tüm hayatımı ele geçirdi sanki.. Debelendikçe daha çok batıyor, sıçtıkça sıvıyorum... Hiçbir şeyi zamanında yapmıyor,sürekli erteliyorum..ama sadece erteliyorum!

Kendimle o kadar çok didişiyorum ki hayatımın kontrolünü elime alacak gücüm kalmıyor!Kendime büyük bir ceza vermeli ve silkelenip yeniden eski halime dönmeliyim..

Bu gidiş hiç iyi değil,farkındayım..


10 Nisan 2012 Salı

HATIRALAR..

Eskilerden bir yüz.. Bir ses.. Ne çok şey hatırlatıyor insana aniden..
Görmek yada duymak yetiyor 10 yıl öncesine gitmek için..

Bugün kaybolup gidiyor,aklında sadece o insanla yaşadıkların,hissettiklerin..
Çok acı vermediyse tatlı bir tebessüm,belki birazda özlem..
Ama canını yaktıysa,üzdüyse hüzün kokan bir küfür bulutu ..
Neyseki ben şuan tatlı bir tebessümle hatırlıyorum o kişiyi..
O'nu aniden karşımda görmek şaşırttı ama altüst etmedi..
Hatta hoşuma bile gitti diyebilirim..

Biraz yaşlanmış,ince çizgiler var yüzünde..
Ama hâlâ çok güzel bakıyor ne yalan söyleyeyim..
Ben onu, beni okuldan almaya gelen gencecik haliyle anımsıyorum şimdi..
Henüz 20'li yaşlarının başında,yol ortasında arabasının arkasına saklanıp,
kahkahalar atarak pantolununu değiştiren çılgın haliyle.. :))

Kısa sürmüş olsa bile çok güzel zaman geçirmiştik birlikte..
Ve benim çocukça terkedilme korkum onu terketmeme sebep olmuştu!
Al işte bir salaklık daha!!

Ama herşeye rağmen iyi ki yaşamışım diyor insan bazı şeyler için..
Keşke yaşamasaydım dediklerim de var tabii ama işte böyle hatırladıkça mutlu olduklarımda var.. Onlara " HATIRA" diyorum..
Hatırladıkça içimi acıtanlara ise " YARA"..




9 Nisan 2012 Pazartesi

ben mi?? bilmiyorum ki!

Devam zorunluluğu olan işlerin insanı değilim ben..
Bir hevesle başlayıp yarım bıraktığım öyle çok şey var ki..
Ne kadar kendime kızarsam kızayım,bazen üzerime çöreklenen uyuşukluğu atıp silkelenmem günler alıyor.İyi bir şey değil bu biliyorum ama yapacak birşey yok sanki..zor değişiyor insan..

Buraya yazarken kendimle çelişebilirim,birgün öyle birgün böyle olabilirim..
Dengesizim biraz,bunun farkındayım.. Amam nedense çok şikayetçi de değilim bu durumdan..
Aman delinin tekiyim işte anlayacağınız..

Yazdıklarımı kaç kişi okur yada okumaya değer bulan insanlar olur mu hiç bilmiyorum,
açıkçası pek umrumda da değil!!
Kendim için, içimde beni mutsuz eden şeylerden kurtulmak için yazıyorum zaten ben..

Bu sabah Meral Okay'ın öldüğünü öğrendim..
Sabah sabah güne ölüm haberiyle başlamak üzücü oldu tabii..
Çok sevdiğim,her yaptığı işi büyük bir beğeniyle takip ettiğim bir SANATÇIYDI ..
Özellikle İkinci Bahar ve Yeditepe İstanbul dizilerinden sonra çok daha fazla hayran olmuştum ona..
İnsanları ve duygularını çok iyi anladığını ve dizilerindeki karakterlere çok samimi bir şekilde yansıttığını düşündüm hep..
Hele ki Yeditepe İstanbul'daki Olcay karakteri..
Sonra Duru..Önem..Havva Ana..
Hepsi çok çok özeldi...

Huzurla uyu Meral Okay.. Tek tesellim gerçek bir aşkla sevdiğin eşine kavuşmuş olman..
19 yıllık hasretiniz son buldu,sımsıkı sarılın şimdi!..


4 Nisan 2012 Çarşamba

Olmadı..

Bugün de Ogün değilmiş..

günlük..

   Çocukken de yazmayı severdim ben.. Ortaokuldan beri günlük yazarım..
Onları nerde nasıl saklayacağımı,ben geberip gittikten sonra kimlerin eline geçip rezil olacağımı da düşünmüyor değilim hani ama napiim..


   Orta sondayken salak gibi yatağımın altında saklardım günlüğümü,
kimbilir annem kaç kere bulup okumuştur da ruhum bile duymamıştır eminim..
sadece 1 kez okuduğunu biliyorum onda da ağzıma sıçmıştı zaten masum bir
öpücüğü "bugün S ile seviştik" diye bire bin katarak yazdığım için.. 
ne salakmışım lan ben!